düşünce

Akla gelenler…

What Makes Us Different

A lot of definitions have been made to define what human being really is. Referring to Aristoteles’ writings a popular one is that human is a thinking animal. In a daily conversation this could be seen as a degrading statement. How could human be some kind of animal? However there is no degrading in this totally logical and in a sense scientific and a bit philosophical defining. We can easily see that as a bodily existence we are of no difference from any other species on earth. Our bodies are made of cells. And these are composed of four base elements, e.d. C, O, H, N. Then in Aristotelian words the materia of our bodies are same as the other animals’. Difference comes from the form. But then this difference  makes us only a different species, not a different being. And handling the matter in this way doesn’t necessarily mean an evolutionary approach. This is quite a simple factual thing. Then a task is waiting for us: What makes us a different being, not only a different species? The classical Aristotelian answer is also simple and easily acceptable: A thinking animal. Maybe this could be a bit more detailed, saying for example “a thinking animal” or “a thinking primate” in accordance with scientific classifications. But the essential part is clear: Thinking. But at this point, one of the most profound questions of philosophy –maybe the most profound of them- arises: What is thinking?

Writing in a Foreign Language Is Not a Bad Thing At All

Let me write some in English language, my imaginery readers. Writing in a foreign language, if apparently there is no practical need in so doing , is seen sometimes as rooted from some kind of ‘inferiorial’ incline. This cannot be totally wrong of course. We are indeed ‘inferior’ in many aspects, though our ‘national pride’ doesn’t allow us to honestly admit it. But regarding the definition of “inferiority complex”, if we are aware of it, then for us it is not a complex, rather an explicit fact. So, no need to worry. We don’t need to see ourselves inferior when some serious problems of our cultural spheres, including our language are admitted. “Pride and Prejudice” can and should not restrict our vision to the ever growing universal knowledge. And if its main channel for decades has been a foreign language, namely English, so be it. It is not the “west man’s language” anymore. It is a common language, regardless of its historical/cultural origin. It is a powerful tool for a lot of things. Let’s use it.

Gündemin Dışında Bir Yerler…

Devekuşlarının başlarını kuma sokması, “düşmandan saklanmak” şeklinde yorumlanır. Görmek/düşünmek istemediklerimize gözümüzü/düşüncemizi kapatmamız sıklıkla buna benzetilir. Güzel de bir benzetmedir. Tümüyle içinde olduğumuz ve bizi her yanımızdan kuşatmış olan ‘gerçek’lerden yüz çevirip başımızı “gündem” adını verdiğimiz kumun içine sokmayı çok severiz. Bu yalnızca “haberlerin gündemi” değil tabi ki. Etrafımızda en fazla konuşulan ve bizim de kendimizi bıraktığımızda en fazla ilgilendiğimiz her ne varsa, hepsidir bu gündem. Kendimizi bıraktığımızda diyorum. Çünkü “gündem kumu”, devekuşunun kumundan çok daha cazip, çok daha çekici. Ona gömülmek için hiçbir şey yapmamıza gerek yok. Sadece hiçbir şey yapmamamız yetiyor. Hoop hemen o kumun içindeyizdir. Devekuşu nadiren kuma sokar başını. Bizler ise nadiren çıkartırız.

Loneliness

 

Who knows what true loneliness is — not the conventional word, but the naked terror? To the lonely themselves it wears a mask. The most miserable outcast hugs some memory or some illusion. Now and then a fatal conjunction of events may lift the veil for an instant. For an instant only. No human being could bear a steady view of moral solitude without going mad.

 

JOSEPH CONRAD, Under Western Eyes

 

Read more at

http://www.notable-quotes.com/c/conrad_joseph.html#hQjijju5wcXRUtF0.99

Felsefe Nedir?

Sofi’nin Dünyası adlı, felsefe tarihi üzerine bir roman var. Türünün tek örneği olan bu kitap felsefeye giriş yapmak isteyenler için iyi bir başlangıç olabilir. Türkçe bir çevirisini Pan Yayınları uzun süredir yayınlamakta. Bir fikir vermesi için kitabın ilk sayfalarında yer alan bir bölümü buraya olduğu şekliyle aktarıyorum:

Felsefe Nedir?

(Youtube’dan dinle)        (PDF indir)

Sevgili Sofi. İnsanların türlü türlü hobileri vardır. Bazıları eski para veya pul biriktirir, kimisi el sanatlarıyla ilgilenir, kimisi de bir spor dalıyla uğraşır.

Çoğu insan da okumaktan hoşlanır. Ancak okuduğumuz şeyler farklı farklıdır. Kimisi yalnızca gazete ve çizgi roman okur, kimisi roman okumayı sever, bazısı da astronomi, hayvanlar veya teknik buluşlar gibi konularda yazılmış kitapları okumaktan hoşlanır.

Atlarla veya değerli taşlarla ilgilenen biri, başkalarının da bunlarla aynı derecede ilgilenmesini bekleyemez. Televizyonda hiçbir spor karşılaşmasını kaçırmayan biri, bazı insanların spordan sıkıldıklarını kabul etmek zorundadır.

Acaba tüm insanları ilgilendirmesi gereken şeyler var mıdır? Kim olurlarsa ve nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar, tüm insanları ilgilendiren bir şey var mıdır? Evet, sevgili Sofi, tüm insanların sorması gereken bazı sorular vardır. Bu kurs da işte bu sorular hakkında.

Yazının devamını oku »

Pis İnançlar

Genelleme yapmak kolay, ayrımlarda bulunmak zordur. Çünkü ilki düşünme gerektirmez. Ağzınıza ya da işinize geldiği gibi konuşursunuz. Ne güzel bir genellemedir: “Her inanca saygılıyız”. Reelde karşılığı olmayan bir söz. Bir tür “Hepinizi çok seviyoruz”. Adam toplamak, taraftar kazanmak, müşteri çekmek vb. amaçlarla söylenen içi boş sözlerden biridir. İşe yarar mı? Kesinlikle yarar. İşe yaramasaydı yalancılık ve sahtekârlık insanlık tarihi boyunca nasıl hep popüler olabilirdi?

Yazının devamını oku »

Darwin Sayesinde…

Debate

Matematikçi ve “Akıllı Tasarım” savunucusu William Dembski diyor ki: “If Darwin didn’t exist, the positivists would have had to invent him.”

“Darwin olmasaydı, pozitivistlerin onu icad etmesi gerekecekti”.

Yani diyor ki, Darwin’in söylediklerine olağanüstü bir gereksinim duyuluyordu. Bir noktaya kadar gelinmiş, kritik bir düğümde kalınmıştı. Ve Darwin geldi, pozitivistler için ‘düğümü çözdü’. (Dembski tabi bunu pozitivistleri eleştirmek için söylüyor.)

Yazının devamını oku »