Haddini Bilmek

Haddini bilmek” ilginç şekilde “hadlerini bilmeyenler” tarafından sıklıkla kullanılan bir ifade. Özünde insanın kendisini tanıması yönünde bir öğüt iken had bilmeyenlerin dilinde bilgisizlikten doğan bir saygısızlığı yansıtır. Had bilmeyenler bu bilgisizlikleri dolayısıyla kendilerini başkalarına had bildirecek bir konumda görecek kadar ahlaksızdırlar. Böylece bilgisizliğin yalnızca bilgisizlik olarak kalmayıp ahlaksızlığı da beraberinde getirdiğini görüyoruz. Burada ahlaken çirkin olan bir saygısızlık eylemi değil, saygının yokluğudur. Saygının yokluğu da bir insanın kendisini hiç olmadığı bir konumda görmesinin doğal bir sonucu. Nasıl olur da bir insan böyle bir duruma düşebilir sorusunun cevabı tek kelimeyle “güç”tür. Ama bir insan şayet sizden güçlüyse ve kendisini de sizden güçlü görüyorsa bu normal değil mi? Sorun şu ki; bu insanlar kendilerini yalnızca güçlü olarak görmezler, değer bakımından da “üstün” görürler. Ahlaksızlıkları tam da bu “güç ile değeri eşitlemiş olmaları”ndan kaynaklanır. Ve yine bundandır ki saygı duyguları yalnızca karşılarında daha büyük bir güç algıladıklarında tepki vermeye başlar. Yalnızca güç karşısında saygı duyarlar. Bu hale gelmiş bir insanın dünyasında ahlak, gücün karşısında eğilmekten ibarettir. Eğilmeyenler hadlerini bilmeyip hadleri bildirilmesi gerekenlerdir. İşte haddini bilmeyenin “had bildirmek” sözünü sıkça kullanmasının nedeni de budur.