Babam

Oniki yaşından itibaren evinden yurdundan ayrı çileli bir hayat yaşamış olan babam altı gün önce bu dünyadan bir buçuk gün süren bir ıstırabın ardından, hiç kimseye bir gram olsun zahmet yaşatmadan ayrılıp gitti. Seksen yaşındaydı, yorulmuştu, yıpranmıştı. Aradığı huzuru bulamamıştı. Asla şükürsüz değildi, ama yaşadıklarından dertliydi, kederliydi. Hele ruhundaki rahatsızlıklara bedenindeki hastalıklar da eklenince bunalıyordu…

Ve güya bir oğlu olan ben.. Ona gereğince yaklaşmayan, arada hep bir mesafesi olan ben.. Onun zamanında açıktan, sonrasında biraz perde arkasından gösterdiği merhameti ona gösteremeyen, güya kendi işi gücüyle uğraşan, ama babasına “arkadaş” olamamış olan ben.. Bunu ancak babasını kaybedince, iş işten geçince itiraf edebilen bir ‘oğul’a yazıklar, yazıklar olsun!

Aziz Babam, ruhun şâd, mekânın Cennet olsun. Âmin.

Bu yazıyı okuyan arkadaşlar, sizden çok rica ediyorum, babamın ruhu için bir Fâtiha Sûresi okuyunuz ve kendisi için dua ediniz.

Reklamlar