Sakıncalı Hayvanlar

CengizCebi tarafından

Eagle in Cage

Her insanın kendi başına bir dünyası olsaydı, kimse kimseye muhtaç olmasaydı, kimse kimse ile birlikte yaşamak, aynı toplumu paylaşmak vb. zorunda olmasaydı, “sakıncalı düşünce” diye bir şey de olmazdı. Düşüncelere “sakıncalı” yakıştırması, bunların etraftakiler için “tehdit” oluşturmasındandır. “Düşünce özgürlüğü” söylemleri bizi aldatmasın. Bu tür özgürlükler, daha iyi bir hayvanat bahçesine konan hayvanların ‘özgürlüğü’ türündendir. Yani, tamam kafeste değilsiniz, eliniz ayağınız bağlı değil, yürüyebiliyor, koşabiliyor ve hatta uçabiliyorsunuz. Ama bir yere kadar. İzin verildiği kadar. Farklı düzeyde düşünce özgürlüğü sunan devletler, farklı toleransa sahip hayvanat bahçelerine benzerler.

Bu yüzden her toplum, kendine göre, “sakıncalı düşünceler” envanterine sahiptir. Çizgiyi belirleyen devlet gibi görünse de aslında toplumdur. Toplumun ‘kafa yapısı’dır. Bu tabiki ortalama bişey. Ama ortalamayı tayin eden çoğunluk olduğuna göre, “orta kafa”dan uzaklığınız ölçüsünde “sakıncalı düşünce”lere sahipsinizdir. Efendim,  farklı olalım, yeni ve orjinal düşünceler üretelim söylemine de aldanmayınız. Buradaki “yeni ve orjinal”, bahçe talimatına uymak zorundadır. Gerçekten yeni ve orjinal bir şeyleriniz varsa, radikalsinizdir. “Acaba başımıza bir iş getirmesin mi?” korkusuna yol açarsınız. Korkunun kalabalıklığı ve ahlaksızlığı sizi zor durumda bırakır. Cesursanız devam edersiniz, değilseniz susarsınız.

Reklamlar