Devlet ve Korku

CengizCebi tarafından

Police

Türkçede “korku”nun kökeni “korumak”. Bu aslında korkunun temel işlevini gösteriyor. Korunma ihtiyacının yol açtığı bir heyecan durumu. Hayvanlarda var, bizde de var. Doğduğumuz anda korktuğumuz şeyler daha sade/yalın/doğrudan iken, öğrenmelerimiz arttıkça bunlara daha karmaşık ve dolaylı olanlar eklenir. Örneğin küçükken hemen o anda karşılaştığımız şeylerden korkuyorken, gün geçtikçe uzun vadeli korkulara sahip oluruz. Bunların oluşum mekanizması öğrenme psikolojisinin özellikle şartlı refleks başlıklarında detaylıca anlatılır.

Çocukluk dönemimizi ve fobi gibi mantıksız korkuları bir kenara koyacak olursak gördüğümüz şudur: Korkuları öğreniriz. Daha önce korkmadıklarımızdan belli bir andan itibaren korkmaya başlarız. Ve korkunun temelinde “olumsuz duyumlar/duygular” yaşama endişesi yer alır. Aslında buna yol açan şeylerden çok, bizde ortaya çıkabilecek acıları yaşamaktan korkarız. Ve bildiğimiz basit fizik kuralları, acı vermenin büyük ve güçlü olana, acı çekmenin ise küçük ve zayıf olana düştüğünü gösterir. Bu yüzden, korkacak isek eğer, bize zarar verme gücü olandan korkarız.

Bunlara baktığımızda küçükken babamızdan korkmuş olmamıza benzer şekilde “devlet” adı verilen teşkilattan korkmamız da normal gibi görünüyor. Sonuçta devlet bizden büyük ve güçlü. Peki biz, pratik ihtiyaçtan doğmuş olan bu teşkilatın bize vereceği zararı en aza indirmek için ne yapabiliriz? İşte burada devreye “bilgi” dediğimiz “sihirli değnek” giriyor. Bir toplum ne kadar “bilgi toplumu” ise, devlet görevlilerini ayaklarını o ölçüde denk almaya zorlar. Ne ölçüde az bilgili ise de o ölçüde zarara uğratılır. Çünkü bilgiye sahip olan insan, hesap sormayı bilen insandır. Bilgi toplumlarının saygı ile, bilgiden uzak olanların ise korkuyla hareket etmelerinin ve yönetilmelerinin nedeni budur.

Reklamlar