Düşünüyorum, o halde varım.

CengizCebi tarafından

Fransız filozofa ait bu söz felsefe tarihinin en ünlü sözlerinden birisi. Çoğu kez sosyal bir kimlik sahibi olmanın yada etkili bir birey olmanın düşünce ile mümkün olduğu gibi bir anlama yoruluyor ise de aslında sözün asıl anlamı bu değil. Özetle şöyle:

Kuşkusuz bilgiye nasıl ulaşabileceğinin derdine düşen Descartes kendisinden yeni bilgiler türetebileceği kesin ve temel bir bilgiye ulaşmak amacıyla kendi varlığı dahil herşey teorik olarak şüpheli sayar. Tam da bu sırada kesin bir bilgi ile karşılaşır : Şüphe etmektedir. Bu kesin bir bilgidir. Şüphe etmek bir tür düşünmektir. Düşünmek içinse var olmak gerekir. Böylece aradığı temeli bulmuş olur :

Düşünüyorum, o halde varım.

Derken düşüncesinde bir “mükemmel varlık” kavramının bulunduğunu görür. Bu kavram ne kendisinden ne de çevresinden gelmiş olamaz. Çünkü bunlarda mükemmelik sözkonusu değildir. O halde bu kavram ona mükemmel bir varlık tarafından verilmiş olmalıdır. Bu varlık Tanrı’dır.

Sonra, kendisini bildi bileli çevresindeki nesne ve kişilerin gerçekten var olduklarına inanmış olduğunu düşünür. Bunu kendi iradesi ile yapmayıp bu inancı verenin de Tanrı olduğundan ve mükemmel varlık olan Tanrı’nın ise kendisini aldatmasının mümkün olmayacağından yola çıkarak dış dünyanın gerçekten de inandığı gibi var olduğu sonucuna ulaşır.

Descartes böylece sırf düşünce yoluyla kendi varlığını, Tanrı’nın varlığını ve dış dünyanın varlığını bulduğunu düşünür.

O gün bu gündür tartışılan bu akıl yürütme biçimi şüphesiz yeni ve ilginç bir şey olarak ortaya çıkmıştır.  Düşünce adını taşıyan bu bloga bu yazı ile başlamayı uygun buldum.

About these ads