
Felsefeye Giriş kitaplarının tümü bu konuya bir şekilde değinme gereği duyarlar. Boşuna değil. Felsefenin günlük hayatımıza doğrudan katkısının ne olduğu sorusu kolayca yanıtlanamaz çünkü. Google arama motorunda “Why study philosophy” ile arama yaptığınızda bu konuyu ele alan binlerce yazı ile karşılaşıyorsunuz. Bunların içinde görece sade bir metin NewYork Marist Koleji’nden felsefe profesörü George Brakas tarafından kaleme alınmış. Şöyle yazmış Sayın Brakas :
Bazılarına göre felsefe öğrenmenin en önemli gerekçesi felsefenin sorduğu soruların tüm insanları oldukça derinden ilgilendirmesi ve insanoğlunun bu soruları dikkate almaksızın gerçek anlamıyla insani bir hayat süremeyecek olmasıdır. Bu Sokrates’in “Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez” sözünün diğer bir ifadesi. Bu doğru olabilir tabi, ama felsefe öğrenmek için önemli pratik gerekçeler de var.
Bir çok düşünür felsefenin en önemli faydalarından birinin bize inançlarımızı kritik etmek ve onları iyi argümanlarla haklılandırmak için meydan okuması olduğunda hemfikirdirler. Bu şekilde felsefe bizi açık ve seçik düşünmeye, düşüncelerimizi de açık ve seçik ifade etmeye zorlar. Felsefe öğrenimi yoluyla geliştirilen kritik düşünme becerisi hayatımızın diğer birçok alanında daha iyi kararlar almamızda bize yardım eder. Özel hayatımızda uzun vadeli kazanımlarımızı böylece daha iyi hesaplayabiliriz. İş hayatımızda alacağımız kararlarda daha isabetli olabiliriz. Bunun yanında felsefe bize daha iyi bir yurttaş olmak için de faydalı olacaktır. Bir siyasal katılımcı olarak, farklı hükumetlerin avantaj ya da dezavantajlarını analiz etmeksizin, farklı politikaları eleştirmeye yetenekli olmaksızın nasıl iyi kararlar verebiliriz? Birçok düşünür, felsefenin bize iyi bir hayatın nasıl olacağına ilişkin bir içgörü sağladığını bile ileri süreceklerdir.
Bu genel yararları ile birlikte felsefi bakış açısı bize avukatlık, ticaret, gazetecilik, bilimsel ararştırma, tıp vb. bir çok özel iş sahasında da önemli bir yardımcı olabilir. Hukuk davalarında argüman geliştirmenin ve genel yasaları özel durumlara uygulamanın ne denli önemli olduğu açıktır. Bu yüzden –ABD’de- hukuk okulları öğrenci alırken adayların felsefi formasyonlarına özellikle dikkat ederler. Firmalar eleman alımında felsefede sıkça vurgulanan “kritik düşünme becerisi”ne önem verirler. Bu şaşırtıcı bir şey değil. Sonuçta işadamı sorunları görebilen, olası çözümleri değerlendiren ve önerisini akılcı bir şekilde sunabilen bir insan olmalıdır. Gazeteciler de farklı olaylara açık ve akılcı yorumlar getirebilme şeklindeki felsefi beceriden oldukça faydalanırlar. Bunun yanında felsefe eğitimi, meslek hayatları boyunca birçok etik problem ile karşılaşan tıp çalışanları içinde önemli bir destek sağlar. Nitekim tıp okulları artık bu konuya da özellikle önem veriyorlar. Lisansüstü eğitim sınavlarında, felsefe eğitimi almış öğrencilerin daha başarılı olmaları da diğer bir pratik faydayı gösteriyor.
Bununla birlikte, felsefenin bu oldukça direkt ve pratik faydalarına bakarken, yazının başında kısaca değinilen genel işlevi dikkatten kaçmamalıdır. Felsefe öğrencileri bilginin ve gerçekliğin doğasına ve gerçeklik içindeki yerimize ilişkin birçok farklı görüş ile yüzyüze getirir. Amaç öğrencilerin bu farklı dünya görüşlerini yalnızca öğrenmelerine değil, aynı zamanda dünyaya ve dünya içindeki yerlerine ilişkin kişisel felsefelerini oluşturmalarına yardım etmektir.
Yeni blogunuz hayırlı olsun. Bu gidisle sayfaları karıştıracağız.
dusunce.wordpress.com
dusunceler.wordpress.com
http://www.derindusunce.org
http://www.dusunceler.com
İlla düşüneceğiz yani
Yorum tarafından blue — Aralık 29, 2006 @ 8:00 am |
Teşekkür ederim Erdem Bey,
Benimkisi “benim de bir blogum var” türünden biraz. Nadiren güncelleyebileceğim sanırım. Belki de zamanla sıklaşır.
Evet, çok “düşünceli” olduk. Karıştırsak da sorun olmaz. Yabancı değiliz :>
Yalnız dusunce.org alınmış, ona üzüldüm. Sahibini bulma şansımız var mı, bir ihtimal de olsa?
Yorum tarafından cengizcebi — Aralık 29, 2006 @ 11:11 pm |
Cengiz bey,
dusunce.org alınmış evet.(Sadece dusunce.name ve dusunce.us boş ) Sahibini bulmak mümkün tabi ama domani verip vermeyeceğini bilemeyiz.
Erdemciğim; çok düşünceli olduk evet..
Ama karışmaz merak etme; “düşünce” başka “derindusunce” başka “düşünceler” başka anlamlar ifade ediyor.
Geçici dusunceler.wordpress.com blogunu “derindüşünce”ye dönüştürdüğümüzde -ki bu kesinleştikten sonra ben “dusunceler.org.u aldım- hiçbir sorun kalmayacaktır.
Bu arada Cengiz Bey, daha sık yazmanızı bekliyoruz, lütfen..
Yorum tarafından Suat Ö. — Ocak 9, 2007 @ 5:51 am |
Suat Bey,
Dusunce.org’da beklenmedik bir gelişme oldu. Ayrıntıyı mail ile belirteceğim.
Daha sık yazmayı ben de düşünüyorum. Bu işi ilerletmem gerekiyor. Kısa yazılar ile de olsa olmalı bu iş.
Saygılar…
Yorum tarafından cengizcebi — Ocak 9, 2007 @ 6:32 pm |
hepimizin sorduğu sorulardan biri; ne gerek var ki şu felsefeye? felsefe olmadan düşünemeyeceğimizi çok iyi açımlamışsınız.
Yorum tarafından ırmak — Şubat 6, 2007 @ 8:48 am |
Cengiz bey,
Sizce, “Neden Felsefe Öğrenilir?“ ile “Why study philosophy” ayni anlama mi geliyor?
Yorum tarafından Muzmin Anonim — Şubat 13, 2007 @ 3:51 pm |
Merhaba Muzmin Bey,
Bence ayni anlama gelmiyor tam olarak ama daha uygun bir karsilik da gelmedi aklima. “Study” daha ozel bir ilgi, bizzat o alan uzerine ogrenim gorme gibi bir anlam iceriyor gerci. Yani mufredat icabi olmayan bir ogrenme. Yine de student ogrenci olarak alininca study de ogrenmek olarak alinabilir sanirim. Sizi dogru mu anladim acaba?
Yorum tarafından cengizcebi — Şubat 14, 2007 @ 10:22 am |
Cengiz bey,
Savaslar filan kazanmis kahramanlari, dilin kendi konulari ile alakasiz sahalarinda kelime peydahlamak acisindan yetkin addedince tabii ki bu tur garabetler olabiliyor…
Study: application of the mind to the acquisition of knowledge, as by reading, investigation, or reflection.
Aklin (okuma, arastirma, ya da tefekkur yoluyla) bilgi edinmek amaciyla tatbikine ‘study’ diyoruz. Ogrenme bunun sonucunda olan seydir –olursa.
Bu da bizi Turkcedeki ogrenci kelimesinin abesligine getirir: ‘Student’ ogrenmek amaciyla kafa yorna kisidir. Once amaci olmalidir.
Ardindan da, bu amacla kafa yormak gayreti olmalidir. Ogrenip ogrenmedigi surecin sonunda belli olur.
Kisacasi, ‘ogrenci’ kelimesi bence yanlistir.
Sizde de goruldugu uzere, otomatik olarak ogrenmegi cagristiryor. Ogrenmek = ‘learn’dir.
Illa cok kisa cevirmek isterseniz, bence “Why study philosophy” karsiligi ‘neden felsefe calisilir?’ olabilirdi –belki.
‘Felsefe ogrenilebilir mi?’ sorusu da ayri bir sorudur cunku.. tarihcesini, hikayesini, veya araclarini kullanmagi ogrenmek ile kendisini ogrenmek ayni seyler degil gibi bence.
Yorum tarafından Muzmin Anonim — Şubat 14, 2007 @ 3:13 pm |
Muzmin Bey,
Evet, bu ince ayrımı belirtmeniz iyi oldu. Tam karşılamadığı belliydi ama neden öyle olduğunu tam fark edememişim. Bizim eski “talebe” sözcüğü daha uygun görünüyor bu durumda.
Yalnız “çalışmak” da pek uygun düşmüyor burada galiba. Eski türkçede bu “study”nin de bir karşılığı olsa gerek.
Ünlü filozof Immanuel Kant’ın şöyle ünlü bir sözü var : “Felsefe değil, felsefe yapmak öğrenilir”. Siz de bu noktaya dikkat çekmişsiniz. Yukarıdaki yazının son cümlesi bununla ilgili. Felsefe yapmak için bir parça felsefe tarihi vb. bilmek yine de gerekli. Genellikle yalnızca bununla yetinenlere “felsefeci, felsefe hocası”, bunlardan farklı yeni bir düşünce/yaklaşım vb. geliştirenlere de “filozof” demek doğru gibi duruyor.
Yorum tarafından cengizcebi — Şubat 19, 2007 @ 12:44 am |
Cengiz bey,
Kant’in konustugu yerde bana soz dusmez demek isterdim, ama o DA bunu eminim kabul etmezdi
Zannedersem Kant’in 4nc tavsiyesinden bahsediyorsunuz:
Students should not learn thoughts; they should learn to think.
Burada, ogrenci/talebe filan gibi kafa karsitiran seyleri disari cikarirsak, mealen tercumesi:
‘dusunceyi degil, dusunmegi ogrenmelidir’
olur.
Tabii ki, Kant’in benim teyidime ihtiyaci yoktur, ama, nacizane bence de dogru bir yaklasimdir.
Gelelim ‘calismak’ meselesine..
Hemen sunu soyleyeyim: Etimolojiye –amiyane tabirle– ‘gicik’ olurum. Cozdugunden cok sorun yaratir.
Bunu dedikten sonra, ‘calismak’ kelimesinin etimolojik yapisina bakalim isterim azicik;
Bu, ‘cal-is-mak’, ‘cal’mak fiil kokunun karsiliklilik halidir. Dolayisi ile, dogrudan dogruya, ‘calmak’ kokune godebiliriz.
Bugunku dilde ‘calmak’ genelde hirsizlik etmek anlamina geliyor; ve bu yuzden de koke yazik oluyor bence.
Cok marjinal yerlerde eski anlami devam ediyor: ‘Cala cala bir havaya benzer’ lafinda oldugu uzere, ya da bir enstrumani calmak gibi..
Fakat, bu da bize ‘calmak’ kokunun orjinal anlamini hatirlatmak icin yeterli bence.
Yani, ‘calmak’, bir seyi edinmege gayret etmektir. Basarili olmak, tabii ki amactir, ama sart da degildir.
Bu bakimdan, ‘felsefe calmak’ (calim satmak anlaminda degil, anlamak mertebesine erismek gayesiyle garet sarfetmek) bence daha uygun dusuyor. Fakat, malesef dilde o kullanim pek yok.
Buradan da, mizahi bir acilima gecebiliriz:
‘Turk, ovun, calis guven!’ sozundeki ‘calis!’ acaba ‘karsilikli olarak hirsizlik et!’ anlaminda bir emir miydi?..
Saka saka..
Yorum tarafından Muzmin Anonim — Şubat 20, 2007 @ 4:16 pm |
Merhaba,
“Kâtip Çelebi “Mîzan’ül-Hak fi İhtiyâri Ehak” (s.10-11) adlı kiatbında trajik bir üslûpla ifade etmektedir. “Nice boş kafalılar asr-ı saadette geçerli sanılan birtakım söylentileri donmuş kalıplar gibi benimseyip, aslını ve nedenini araştırmadan bilimi red ve inkâr eyleme yolunu tutuyor. Felsefe bilimleri diye bunları küçümsemeye kalktılar. Yeri göğü bilmez câhil iken bilgin geçindiler.” (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği, M. Niyazi)
Muhabbetle…
Yorum tarafından Talha Can — Mart 9, 2007 @ 9:44 pm |
AKILCI OL ! YARATICI OL ! EN ÖNEMLİSİ ÜLKENİN DÜŞÜNEBİLEN GENCİ İSEN O ZAMAN GELDE
POLİTİKACI OL !
BENİM KİM OLDUĞUM ÖNEMLİ DEĞİL ! ÜLKESİNİ SEVEN,HİZMET ETMEK İSTEYEN,DÜŞÜNEN,KORUYAN HERKES BİR ATATÜRK OLABİLİR.
CENGİZ TEMÜR
FİLOZOF DAHİ
Yorum tarafından CENGİZ TEMÜR — Haziran 17, 2007 @ 2:57 pm |
Kantın düsünceleri ve yorumları insanı biraz kafasnda düsüncelere yer acıyor. felsefe öğrenilmez, felsefe yapmak öğrenilir sözününde dediği gibi felsefeyi yaparken öğreniriz. neyse bnden bukadar iyi günler =)
Yorum tarafından kübra — Eylül 29, 2008 @ 2:17 pm |
SADECE SEN,SADECE SENSİN ULU ÖNDERİM ATATÜRK.
SOYLU TÜRKİYEM SİZDE,SİZDE OLUN MUTLU BİR TÜRK.
TÜM DÜNYA ÜLKELERİ BİLMELİDİR Kİ SİYASET BİR
ÜLKENİN YAŞAM SANATIDIR.
CENGİZ TEMÜR
SİYASİ DAHİ
Yorum tarafından CENGİZ TEMÜR — Ekim 2, 2009 @ 2:10 am |
Biri bana Kant’ın bu sözünü kısaca açıklayabilir mi? (felsefe öğrenilmez, felsefe yapmak öğrenilir )
Yorum tarafından Ortega — Kasım 19, 2009 @ 1:14 pm |
SİYASET DAHİSİ OLMAKTANSA SANAT DAHİSİ OLMAYI TERCİH EDERİM.KENDİSİNİ YÖNETMEKTEN ACİZ SİYASETÇİLERİ GÖRDÜKÇE SANATA OLAN İLGİM ARTMIŞTIR.FACEBOOKTA PKK PROPAGANDASI YAPILIRKEN
ÜÇ DEFA BİR SANATÇININ FACEBOOK SİTESİ KAPATILMIŞTIR.TÜRKİYENİN SİYASİ SORUNLARINI KİM ÇÖZECEKSE BUYURSUN ÇÖZSÜN.2.5 TRİLYON DOLAR TOPLAM BORCU OLAN BİR ÜLKENİN EKONOMİSİNİ ÇÖZMEK ÇOK KOLAY DEĞİLDİR. SAYGILARIMLA SANAT DAHİNİZ
Yorum tarafından Filozof Cengiz Temur — Haziran 4, 2010 @ 8:16 pm |
SANAT DEYİNCE HEP AKLIMA HAYRANLARIMIZIN KALPLERİNDE YAŞAYAN SANATIN SÖNMEYEN İNCİSİ FUNDA ARAR GELİR.SİZCE FELSEFECİ DOSTLARIM SANATIN SÖNMEYEN İNCİSİ DÜNYA POP KRALİÇEMİZ FUNDA ARARI DİNLEMEYELİM Mİ ? SANAT DAHİNİZ
Yorum tarafından Filozof Cengiz Temur — Temmuz 29, 2010 @ 10:51 am |
SİYASETÇİ VE FELSEFECİ DOSTLARIM MHP’NİN İSTANBUL TEŞKİLATI KENDİLERİNE BEDAVA ERMENİ SOYKIRIMI MESELESİNİ,TERÖRÜ,EKONOMİK KRİZİN ÇÖZÜMÜNÜ BEDAVA VERMEMİ SÖYLEMİŞTİR.MALUMUNUZ SANATÇININ TELİF HAKLARI VARDIR.BU ÇÖZÜMLERİMLE
MHP İKTİDARA GELİRSE 500 MİLYON DOLAR HAZİNE YARDIMI ALACAKTIR.MHP KENDİ DANIŞMANLARINA PARA ÖDEMİYOR MU ? BÖYLE BİR SİYASİ REZALET OLUR MU ?
TÜRKİYEYİ ESAS BATIRAN SİYASETÇİLERDİR. MALUMUNUZ TOPAM BORCUMUZ 2.9 TRİLYON DOLAR OLMASINA RAĞMEN HALA TÜRK SİYASETÇİLERİ HİÇ BİR ÇÖZÜMÜ OLMADIĞI HALDE SADECE HAZİNE YARDIMI VE MİLLETVEKİLİ SİYASİ RANTI İÇİN T.B.M.M’İNE GELMEKTEDİR.BEN SİYASET VE SANAT DAHİNİZ BU SİYASİ RANTÇI SİYASETÇİLERE HİÇ BİR ÇÖZÜMÜMÜ BEDAVA VERMEM. SİYASET VE SANAT DAHİNİZ
Yorum tarafından Filozof Cengiz Temur — Temmuz 29, 2010 @ 11:14 am |