Her insan bizim dünyamızın bir fenomeni midir? Öyledir. Kendi benliğimiz üzerine kurarız her insanı. Empati, bir diğer insanı “tasavvur” edebilmemizi ve/veya o insanı kendi dünyamızda inşa etmemizi mümkün kılıyor.
Muhammed Bin Abdullah da yine iç dünyamızda kurduğumuz bir insandır, tıpkı diğer insanlar gibi, tıpkı annemiz ve babamız gibi. Uzak tarihte yaşamış insanların simalarını bile bilmiyoruz. Onları “onlar” yapan bizim için görünümleri değil, duygu ve düşünceleridir. Ve bunu biz “kendimiz” temelinde kurarız. Her insan bizim bir kurgumuzdur bu bakımdan. Bu, kurgunun gerçeklikle uyumsuz olduğu anlamına gelmiyor. Uyumlu da olsa bir kurgudur, uyumlu ve gerçekliği yansıtan bir kurgudur bu durumda. Kendi benliğimizin aynını kopyalarız -ki saf benlik aynıdır temelde-, onun üzerine gerek tarihten gelen spesifik bilgileri gerekse zihnimizde yer alan özellikleri ekleriz ve dünyamızda “bir insan” buluruz. Ve onun ile -olumlu yada olumsuz- duygusal bağlarımız oluşur.
Muhammed Bin Abdullah bugün yeryüzünde çok sayıda insanın duygusal yakınlık duyduğu bir insan. Bu insanı günümüze tarih tanıtıyor, uzak geçmişin diğer insanlarını tanıttığı gibi. “Geleneksel bir bağlılık”ı konudışı bırakacak olursak bu insanı insanların dünyasında özel yapan, Kuran adını taşıyan kitap. Kitabın özelliği ise gerek anlamca gerekse lafızca ”yaratıcının sözü” olarak ortaya çıkmış olması. Muhammed -tıpkı Musa, İsa vb. gibi- bu yüzden özeldir.
Ve bu durum karşısında oldukça derin düşünmek gerekiyor. ”Yaratıcının Sözü”nün bir insanda açığa çıkması ne demektir? Bunu “kendimiz” temelinde kurabilir miyiz? Bunu anlıyor muyuz? Bir diğer insanın sözünü -aynen- aktarmak için onu ya okumamız yada işitmemiz gerekir. “Vahiy” için yapabileceğimiz bir benzetmemiz var mı? Diğer bir deyişle ”vahye inanmak” tam olarak neye inanmaktır?

Fransız filozofa ait bu söz felsefe tarihinin en ünlü sözlerinden birisi. Çoğu kez sosyal bir kimlik sahibi olmanın yada etkili bir birey olmanın düşünce ile mümkün olduğu gibi bir anlama yoruluyor ise de aslında sözün asıl anlamı bu değil. Özetle şöyle: